İntikam Peşinde (2010)
Film Özeti
Thomas Craven, Boston’un karanlık köşelerinde kaybolmuş bir adam. Hem deneyimli bir cinayet masası dedektifi hem de yalnız bir baba. Başından geçenler insanın yüreğini burkacak cinsten; biricik kızı Emma’nın evinde vurulması, hayatının en büyük kabusuna dönüşüyor. Herkes, bu acı ve kan dolu olayın baş suçlusunun onun olduğunu düşündüğü bir anda, Craven, bir kenara çekilip kaderine boyun eğmek yerine, kendi adaletini aramaya başlıyor. Bu işte adeta kendi kızı için bir orman ateşi gibi yanıyor.
“Neler oluyor, abi bunlar gerçek mi?” dedirtecek bir atmosfer var filmde. İnsanı içine çeken hikaye, Craven’ın Emma’nın ölümünü araştırmaya karar vermesiyle başlıyor. Derin ve karanlık sırların izini sürdükçe, aydınlatmaya çalıştığı şeylerin sadece birer gölge olduğunu fark ediyor. Kızının gizli yaşamına dair ipuçları ve devletin karanlık işlerine dair bilgiler, Craven’ı çok tehlikeli bir yola sürüklüyor. Her köşe başında onu yok etmekle görevli devletin gizli adamı Darius Jedburgh ile karşı karşıya geliyor. Bir yanda intikam ateşi, diğer yanda aşk ve kaybedilmiş hayatlar…
Film, sadece bir babanın kızının intikamını alma çabası değil; aynı zamanda sistemin çarkları içinde kaybolmuş insanların hikayesini anlatıyor. Craven’ın ruh halini, kaygılarını ve hislerini öyle derinlikte hissediyorsunuz ki, sanki filmde değil de onun hayatının içinde yer alıyormuşsunuz gibi. “Hayat bu kadar mı adaletsiz, of ya…” dedirten anlar birbiri ardına geliyor.
“İntikam Peşinde” sadece bir aksiyon filmi değil. Mel Gibson’un performansı nefes kesici, Ray Winstone’un karakteri ise olaylara bambaşka bir boyut katıyor. Bir yandan aksiyon, diğer yandan derin dram… Her saniye gözlerinizi ekrandan ayırmak istemeyeceksiniz. Thomas Craven’ın macerası, vicdanın ve intikamın ne denli iç içe geçtiğinin kanıtı. Kısacası, izlerken sıkılmayacaksınız!
Yorumlar