Ölüm Kitabı (1990)
Film Özeti
Paul Sheldon, ünlü bir yazar olarak hayatının dönüm noktasına gelir. Artık popüler bir dizi karakteri olan Misery Chastain’i arka plana atıp, onu gerçek hayatta sona erdirmeye karar vermiştir. Ama ne yazık ki, bu kararın altında yatan şeyler, onu çok farklı bir yola sürükleyecektir. Taşrada geçirdiği talihsiz bir kaza sonucu, kendini Annie Wilkes adındaki bir hayranının elinde bulur. Annie, sadece Paul’un dördüncü sınıf takdir edilen girizgahının değil, Misery’nin de fanatik bir takipçisidir. Ve en son kitabını okuduktan sonra, Misery’nin öldüğünü öğrenmek onu öfkeye boğar… Of ya, bir hayranın dostluğuyla dönüşen bir kabus nasıl olur, bir düşünün.
Evinin kapılarında hapsolmuş olan Paul, Annie’nin ne denli zeki bir kadın olduğunu yavaş yavaş anlamaya başlar. Ancak bu ani dostluk, zamanla korkunç bir esarete dönüşür. Annie’nin yüreğinin derinliklerindeki saplantı, Paul’un sadece eserlerini değil, tüm yaşamını tehdit eder hale gelir… Evet, bu film bir gerilim hikayesi; ama aynı zamanda bir karakter savaşının, insan ruhunun ne kadar karanlık ve karmaşık olabileceğinin de gözler önüne serilmesidir.
Rob Reiner’ın ustalığıyla hayata geçirilen bu Stephen King uyarlaması, yalnızca Kathy Bates’in Oscar’la ödüllendirilmesiyle değil, aynı zamanda etkileyici kurgusuyla da hafızalarda yer eder. Paul’un yaşadığı bu akıl almaz mücadele, bizleri de sarsacak. Gözlerimizi ekrandan alamayacağımız, kalbimizin hızla çarpacağı anlar yaşayacağız. Gerilim dolu anlar, ikili ilişkilerin karanlık yüzü ve insanların içindeki bilinmeyen yüzler… Bütün bunlar Ölüm Kitabı’nda bir araya geliyor. Her ne kadar biraz ürpertici olsa da, harbiden izlemeye değer!
Yorumlar