Camp Belvidere (2014)
Film Özeti
1950’lerin o kendine has, biraz tozlu, biraz da baskıcı atmosferinde geçiyor Camp Belvidere. Hani derler ya, “o yıllar farklıydı”… Vallahi farklıymış abi, hele de bazı duyguları yaşamak söz konusu olduğunda. Yönetmen koltuğunda Oriana Oppice ve Astrid Ovalles’in oturduğu bu film, sadece bir romantik drama olmanın çok ötesinde, adeta bir zaman tüneli gibi bizi alıp o dönemin sosyal dokusuna götürüyor.
Hikayemizin merkezinde Rose var, bir yaz kampının genç ve dinamik lideri. Tam da hayatının dönüm noktalarından birinde, kendini keşfetme yolculuğunda diyebiliriz. Derken kampa yeni gelen hemşire Gin ile yolları kesişiyor. Ah, o kesişmeler yok mu… Başta sıradan bir arkadaşlık gibi görünen bu ilişki, yavaş yavaş, derinden, ama bir o kadar da kaçınılmaz bir şekilde bambaşka bir şeye evriliyor.
Düşünsenize, 1950’lerdesiniz ve toplumun kalıpları, beklentileri her adımda üzerinizde bir baskı oluşturuyor. Rose ve Gin arasındaki o kıvılcım, o çekim, işte tam da bu noktada filmin asıl dramını, asıl gücünü oluşturuyor. Yasak bir aşkın, hem de o dönemde yasak olan bir aşkın ne demek olduğunu, iki kadının bu zorlu yolculukta birbirine nasıl tutunduğunu öyle doğal, öyle içten anlatıyor ki… Molly Way’in canlandırdığı Rose ile Astrid Ovalles’in hayat verdiği Gin arasındaki kimya, ekranı resmen ısıtıyor, izlerken hissediyorsunuz o elektriği. Spencer Rhys Hughes ve Stacee Mandeville gibi isimler de bu dokunaklı hikayeye derinlik katıyor.
Camp Belvidere sadece iki kadının aşkını değil, aynı zamanda o aşkın çevresindeki tüm engelleri, tüm yargıları da gözler önüne seriyor. Bu, sadece bir “geleneksel aşk hikayesi” değil, daha çok bir direnişin, kendini bulmanın, toplumsal normlara rağmen kendi gerçeğini yaşama cesaretinin öyküsü. Harbiden, bazen aşkın önünde hiçbir şey duramaz dedikleri bu olsa gerek… Of ya, ne film ama! İzlerken hem kalbiniz ısınıyor hem de o dönemin zorluklarını düşününce içiniz burkuluyor. Bu film, kalıplara sığmayan duyguların ve zamana meydan okuyan bağların ne kadar değerli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor bize…
Yorumlar