Snowfall (2017) Fragman
Film Özeti
1983’te, Los Angeles’ın sokakları henüz suçla tanışmamış bir çocuğun masumiyetini kaybettiği anlara tanıklık ediyoruz. “Snowfall”, tam da bu kargaşa içinde açılan bir pencere. Hızla değişen bir dünyada, genç bir siyahi adam (Damson Idris) hayatta kalma mücadelesi verirken, kendisini suç dünyasının derinliklerinde buluyor. Bu işin içine girdiysen, geri dönüş yok…
Ama mesele sadece onun hikayesi değil. Bir yandan, Meksikalı bir güreşçi (Sergio Peris-Mencheta) var. Güreşi bırakıp kendini suç ailelerinin arasında bulması, onun için bir çıkış mı yoksa son mu olacak? Biraz düşününce, bazen hayat seni o kadar sürükler ki, karar vermek zorlaşabiliyor. Bir de suç ailesinin patronunun kızı (Emily Rios) var; güçlü ve tutkulu. Onun hikayesi, bu karanlık dünyanın içinde parlayan bir ışık gibi…
Hatırlarsanız, her şey bir seçimin sonucudur. Bu seçimin diğer tarafında ise, paranın gücünü elinde tutmaya çalışan bir CIA ajanı (Carter Hudson) var. O da ne? Tam bir para aklayıcı… Oyun, tüm karakterlerin kendi çıkarlarını korumak için bir araya geldiği, ama aslında herkesin birbirine düşman olduğu bir satranç sahasına dönüşüyor.
Üçüncü perdeye geldiğimizde, izleyici olarak kendimizi bu karmaşanın içinde kaybolmuş buluyoruz. Yani, “Snowfall” sadece bir dizi değil. Gerçek bir dönemin ruhunu, sokakların karmaşasını, hayatta kalma savaşını ve düşmanlıkları öyle derin bir şekilde işliyor ki…
O dönem, Los Angeles’a adeta bir inşaata dönüşürken, bu hikaye sanki o inşaatın harcı gibi karışıyor her yere. Eğer bir dram peşindeyseniz, bu hikaye yürekten bir yolculuğa çıkarıyor. Tekrar hatırlatırım, sahneler cinayetle ve ihanetle dolup taşarken, izleyici de kendini bu çatışmaların bir parçası olarak buluyor. Harbiden izlemek isteyeceğiniz, heyecan dolu bir yolculuk.
Yorumlar